Mart 20, 2011
Kocaların çoğu pişirilme sürecinde “yanlış işlem” gördüklerinden
yumuşaklıklarını ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki,
bazı kadınlar onları sıcak suda haşlayarak, bazıları ilgisizlikleriyle
dondurarak, bazılarıda basıp, ezip turşusunu kurarak ve yine kimileri de
savurganca harcayarak bozulmalarına neden olurlar.
Özenilerek hazırlanan her kocanın iyi ve yumuşak olacağı söylenemez. Ancak
iyi pişirilenin gerçekten tadına doyum olmaz. Koca şeçiminde ne lüferin
alımındaki gümüş pırıltısı, ne barbunyanın altın yaldız görünümü geçerlidir.
Bunun içın çarşı pazar dolaşmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri
kapınızın önüne gelenlerdir.
Beğeninin kişisel olduğunu düşünerek koca seçimini yalnızca kendiniz
yapınız. Kendiniz sabırla pişiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.
Kocayı pişirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprak
çanaktan başkası yoksa özenle kullanıldığında aynı işi görebilir.
Kocalar da karides ve istakoz gibi canlı pişirilirler. Bazen pişerken
tencerenin dışına taşıp yanabilir yada kenarları sertleşerek kabuk
tutabilirler. Onları tencerelerinde tutmak için “görev duygusu” adlı zayıf
iplikten çok “huzur” adlı sağlam sicimle sıkı sıkıya bağlanmalıdır.
Sevgi, sıcaklık ve neşeden oluşan sürekli bir ateş yakılır. Kişiliğinde
uygun bir ısıya ayarlanarak ateşe oturtulur. Köpürerek taşması halinde
kaygılanılmamalıdır. Pek çoğu iyice pişinceye kadar sık sık köpürebilir.
Özellikle sirke ve karabiber yerine tatıcıların “öpücük” adı altında
sattıkları şekerden biraz konulabilir. Tadına bakarken hoşgörü, iyimserlik
ve neşe benzeri baharattan birer tutam katmanız önerilir.
Ancak bunlar diğer baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanılmalıdır.
Yumuşaklığını kontrol ederken sertleşmesinden kaçınılmalıdır. Fazla
yayılmasını ve kabın dibine oturarak işe yaramaz hale gelmesini önlemek için
arada bir hafifçe karıştırılmalıdır. Kıvama geldiğini anlamamak
olanaksızdır.
Böyle pişirildiği zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktır.
Dikkatsizlik nedeniyle ev ateşini soğutmazsanız, bozulmadan istediğiniz süre
dayanır. Bu yolda hazırlanmış “koca” mutlu bir ömür boyunca tadını korur
Mart 10, 2011
Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars’a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.
Mart 3, 2011
Adam doktora gider :
“Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?”
Doktor :
“Eve gittiginiz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eger sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre bir tedavi uygularız.”
Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğrasmaktadır. Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
“Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” diye sorar.
Karısı cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar:
“Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?”
Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar:
“Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?”
Karısı öfkeyle dönerek cevap verir:
“Üçtür köfte diyorum ya!”
Mart 3, 2011
Trafik polisleri yoldan geçen araçlara bakarlar ve hiç kimse emliyet kemeri takmamıştır.sonra temel ve ailesi geçer onlar emliyet kemeri takmıştır.trafik polisi onları durdurur.VE tebrik eder ilk defa siz emliyet kemeri takmışsınız ve onlara beşyüz milyon ödül verir.derki merak etim bu ödüle ne yapacan temelde derki ehliyet alacam ve hemen karısı lafı değişştirir.temel biraz içince böyle sapıtır arkadan babası derki kaçak arabayla yola çıkmayalım der ve amcası derki rakı varmı ve biriside bağajdan çıkıp sınıra geldikmi sınıra geldikmi diye bagırır ve yakayı ele verirler….buda burada biter…..
Mart 1, 2011
Dün akşam Recep Tayyip Erdoğan stadında oynanan Kasımpaşa – Beşiktaş maçında ; Maçın henüz başlarında Beşiktaş’lı futbolcu Tello’nun yerde kalması üzerine amcam ile aramızda geçen bir diyalog’u paylaşmak istedim sizlerle.
Amcam : Kendini yere attı , faul yok
Ben : Bırak amca ya , resmen faul var orada
Amcam : Öyle olsun bakalım
Ben : Dur bekle pozisyon tekrarında görürüz
Amcam : Hangi tekrardan bahsediyorsun?
Ben : pardon ya
Bu olay tamamen psikolojik bir baskı altında gerçekleşmektedir , statta bulunduğumuz yer Kasımpaşa tribünleriydi , bundan dolayı statta olduğumu unutup böyle bir tepki verdim.
Şubat 27, 2011
Bunun daha uzunu yok mu, çekiyorum gelmiyor… — Mause dan bahsediyor, töbe yarabbii
Bilgisayarda çalışan müşterinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu; – Elektrik mi kesik?
-Boş bilgisayar yok mu?
- Yok
- Hiç mi yok?
- Word’lü bilgisayar var mı?
- Hayır çilekli vevanilyalı var sadece.
-Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?
-Hayır ara sıra yeşil üzerine eflatun ördek desenlide çıkıyor.
Yer var mı ?
-Var.. Pencere kenarımı olsun koridor mu?
-Hı??..
-Bilgisayar alabilirmiyim?
-Tabi 1 mi olsun 1,5 mu?
-Boş masa var mı? -Masa değil bilgisayar var.
-Disketle birliktemi yazmaya başlayacağım?
-Evet bir iki üç diyince aynı anda başlayacaksın..
-3.5 A’yı bulamıyorum (öğrenci disket sürücüyü soruyor)
-A 3.5′mu atıyor???
-Word’un olduğu bir yere oturup yazı yazabilir miyim?
-Word’e sor kabule ederse oturursun
-Internet hala gidik mi?
-Hayır gelik.
-Hıı?!
-Bir word’lü birde internet’li bilgisayar alabilirmiyim?
-Ortaya karışık yaptıralım istersen
-Internet kesik mi?
-Kesik
-Hepsinde mi kesik?
-Hayır.. Sırayla gidiyor.. 1 kesik 1 bağlı….
-Çıktı yaptırabilir miyim?
-Tabii nasıl bişey yaptıralım?
-Internet yok mu?
-Yok
-Hiç mi yok?
-Azcık var ama onu da kendime ayırdım
-Internet ne zaman gelicek?
-Sabah kargoya verilmiş yarın sabah elimizde olur
-Internet kesik mi?
-Evet kesik..
-Nasıl kesik?
-Ortasından kesilmiş valla bende anlamadım
-Hocam yeriniz var mı?
-Hayır bugün düğün var… her yer rezerve edildi…
-Hocam internet oldu mu?
-Hayır hala fırında 5 dakika daha kızarması gerekiyor….
-Bilgisayara girebilir miyiz?
-Hayır çünkü kapısı yok. Olsa da içine sığamazsınız
-Niye? Hepsi boş ama -Onlar boş değil. Önündeki sandalyeler boş. Siz bilgisayar kullanabilirsiniz.
-Bu bilgisayar yazıcıya bağlımı?
-Kablosunu takip et anlarsın
-Word alıcaz da
-Bizde kalmadı. Bi yan dükkana bakın lütfen
-Çıktı veriyor musunuz?
-Veriyoruz.. ne kadar lazımdı?
-Yaaa çıktı almam lazım benim
-Tamam 3 numaralı bilgisayara geçebilirsin
-Ama tek başıma yapamam
-O zaman 2-3 arkadaşını daha çağır..
-Bilgisayar alabilir miyim?
-Tabii
İnternete giricem.. ilk defa geliyorum
-Heyecanlı mısın?
-Hocam yazıcı çalışıyor mu?
-Hayır bugün izinli..
-Nasıl yani???
-İnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim?
-Tabii ama bu kıyafetle giremezsin.. Üstünü değiştirmen lazım
Görevli bilgisayarında içiden @ işareti bulunan bi salyangoz resmini çizmekte ve beğenmeyip yeniden çizmekte, çizilen bu salyangozlar A4 boyutunda bir kağıt üzerinde birikmektedir. Öğrenci görevliye sorar;
-Afedersiniz bu salyanozları ne yapacaksınız?
-Akşama misafir var da, salata yapıp yiyicez
-Fransız mısınız?
-Bana güzel bir yer verirmisiniz?
- Tabi.. Bahçede çiçekli falan bir masa ayırttım senin için. Sen git ben bilgisayarı gönderiyorum.
-Hocam tuşların karışmış olma ihtimali var mı?
- Evet dibi tutmasın diye ara sıra karıştırıyorum
-İnternete erişebiliyor muyuz?
- Şuradaki merdivenden çıkıp erişebilirsin
-Elektrikler mi kesik?
- Evet
- Ne zaman gelicek?
- Şimdi gitti… Biraz işi varmış hemen gelicek. Sizin isim neydi?
- Hicran..
- Hah tamam özellikle Hicran gelirse mutlaka beklesin dedi..
- İyi o zaman bekleyim
-Bana verebileceğiniz bilgisayar var mı?
- Yok valla.. Hiçbiri sana layık değil. Yakışmaz sana. Veremem
-istediğin bir bilgisayar var mı?
- şuradaki bilgisayarlar geçenlerde iyi değildi. Onlardan almayayım.
- Yaa geçenlerde öyleydi. Ama bugünlerde gayet iyi..
__________________
Şubat 27, 2011
Kaliteli uzun yaşamı başarmak ve zihnimizi hep zinde tutmak için, düşündüğümüzden daha çok kontrole sahibiz…
Daha uzun yaşamak, bunu yaparken hafızamızı ve zekamızı güçlendirmek, böylece de daha genç hissetmek ve görünmek için aslında yapmanız gerekenler çok basit. Birkaç püf noktası ile bunu başarmanız mümkün… İşte, denemenizi tavsiye ettiğimiz stratejiler…
1. Strateji: Zekânızı Keskinleştirin
Keskin bir zeka rahat olmamızı, iyi ilişkiler kurmamızı, iyi beslenmemizi ve sağlıklı bir yaşam sürmemizi sağlar. Zihinsel aerobik yapma, hafızayı geliştirir ve Alzheimer hastalığı riskini azalttır. Son UCLA araştırması beynimizi aktif tuttuğumuzda, şaşırtıcı bir şekilde beyin veriminin arttığını buldu, hatta sadece birkaç hafta sonra bile.
Zekanızı keskinleştirmek için bu tavsiyeleri düşünün.zihinsel ufkunuzu genişletmek için farklı yaklaşımlar deneyin. Bu yaklaşım, yeni bir yere yolculuk yapmak, enstrüman çalmayı öğrenmek, balo dansı yapmak veya okula geri dönmek olabilir.
Üç Temel Hafıza Tekniğini Öğrenin ve Kullanın:
• Bakın: Hatırlamak istediğiniz şeye odaklanın.
• Kapın: Bilginin zihinsel kesitlerini hayal edin.
• Bağlantı Kurun: Beyninizde kesitleri birbirine bağlayın / birleştirin.
• Bulmacalar, oyunlar, okuma ve diğer düşünsel hobiler ile zihinsel olarak aktif kalın, fakat beyninizi çalıştırdığınızdan ve beyninizi zorlamadığınızdan emin olun – hayal kırıklığı ve üzüntü yaratmadan ilginizi çeken meydan okuma seviyenizi bulun-
2. Strateji: Sağlıklı İlişkiler Geliştirin
Sosyal olarak bağlantı kuran insanlar, kendilerini soyutlayan insanlardan daha uzun yaşam beklentilerine sahip olurlar.
Partnerinizle olan cinsel ilişkinizi geliştirin çünkü iyi seks daha uzun yaşamak demektir. Bu sadece insanları birbirine yaklaştırmaz, kan basıncını düşürür, ağrıyı azaltır, dinlendirici bir uyku çekilmesini sağlar, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir bu sayede enfeksiyona karşı daha iyi mücadele ederiz.
Empati, başka bir insanın duygusal bakış açısını anlama ve bu anlamayı vurgulama kabiliyetimizdir. Herkes empati uzmanı olmamasına rağmen, bize empatik yanıtlarımızı vurgulamayı öğreten kolay egzersizlerle yeteneklerimizi geliştirebiliriz.
• Dikkatli Dinleme Egzersizini Deneyin: eşinizden veya arkadaşınızdan bir duygu veya onun için önemli olan bir konu hakkında konuşmasını isteyin ve hiç kesmeden veya yorum yapmadan dinleyin. Gözünün içine bakın ve odaklanın. 5 dakika sonra, nasıl hissettirdiği hakıkında birbirinizle konuşun.
3. Strateji: Stresi Azaltmak
Yaşamımızdan stresi tamamen çıkartamıyoruz fakat strese karşı daha sağlıklı tepkiyi öğrenebiliriz. Daha uzun ve daha iyi bir yaşantı sürmek için stresi en aza indirebileceğimiz bazı adımlar:
• Evinizdeki ve yaşamınızdaki karmaşıklığı kontrol edin.
• Bazen bizi zorlayan insan karmaşıklığına sahip oluruz bu yüzden gerçekten ilgilendiğimiz kişiler için daha fazla zamana sahibiz. Yapmanız gerekenler listesinden birkaç kısmı / parçayı çıkarmayı deneyin.
• Çoklu Göreve Dikkat Edin: Yavaş olun ve bir seferde bir şey alın.
• Meditasyon Yapmayı Öğrenin: Düzenli meditasyon sadece stresi azaltmaz aynı zamanda, bağışıklık sistemini güçlendirir, kireçlenmeden kronik ağrıya kadar çeşitli medikal durumların iyileşmesini sağlar.
• “Hayır” Demeyi Öğrenin: Yeteri kadar “hayır” demediğimiz zaman, daha fazla sorumluluk alırız ve endişeli, kızgın, içerlemiş ve tutsak kalmış hissederiz.
4. Strateji: Pozitif Düşünün
İyimserler, kötümserlere göre daha muhteşem bir yaşam beklentisine sahipler. Yarım bir bardağı dolu görmeye çalışın.
Son yapılan araştırmalar, aklımıza koyduğumuzda iyimserliği öğrenebileceğimizi gösteriyor.
Ruhsal dünyanızı keşfedin. Haftada bir ibadet evlerine katılma, hiç katılmayanla kıyaslandığında, 7 yıl daha hayat kalma ile ilişkilendirilir.
5. Strateji: Çevrenizi Düzenleyin
Çevremizin nasıl hissettiğimiz ve ne kadar yaşadığımız üzerinde büyük bir etkisi vardır. İster tamamiyle trafik, gürültü, hava kirliliği olsun, isterse de estetik veya yatakodası ısısı gibi daha kişisel çevresel konular olsun, kaliteli uzun yaşamımız sadece bu etkilere adpte olmamızı değil aynı zamanda da bireysel tatlarımızı ve ihtiyaçlarımızı karşılama için onları şekillendirmeyi öğrenmemizi gerektirir.
• Evinizi veya iş yerinizi dizayn ederken işlevi ve estetiği göz önünde bulundurun.
• Karmaşıklığı ve gürültüyü kontrol edin ve uykunuzu ve rahatlığınızı artıracak şekilde yatakodanızı düzenleyin.
• Güneşe, dumana, kirli havaya, ve diğer hava kökenli zehirlere maruz kalmanızı en aza indirin.
• Yolda güvende olun. Kendiniz başa çıkamıyorsanız başkasına sürdürün.
• İş yerinizi güvenli ve komforlu yapın.
• Konfor ve güvenlik için ergonomik dizaynlar düşünün.
• Aşırı yüklü bilgiden kaçınmak için teknolojinizi yönetin
__________________
Şubat 25, 2011
Berberin biri dükkanında çalışırken radyodan bir anons duyulur: Dikkat!Akıl hastanesinden bir deli kaçmıştır,çok tehlikeli ve saldırgan olduğundan sakın tartışmaya girmeyin ne derse yapın…. Berber hay Allah neler oluyor derken birazdan içeri biri girer koltuğa oturur: Beni traş et..! berber:Nasıl olsun efendim?..
-Kafamın tam tepesini traş et yanlar kalsın… Berber:Amma cins adam der; traşı yapar. Adam: Şimdi git biraz tütün ve köz getir…çırağı gönderip getirtir..
-Simdi tütünle közü traş ettiğin tepeme koy… Berber: Eyvah deli bu galiba diye düşünürken çaresiz denileni yapar Deli:Şimdi nargileye benzedimmi…. Berber: Bıyık altından gülerek:
- Evet! der. Deli ayağa kalkar,fermuarını indirir…
-ÖYLEYSE::ÇEK BAKALIM!..
__________________
Şubat 25, 2011
Laz ın teki Ankara’da bir barda içerken cep telefonu çaldı,telefonunu açtı,bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese içki ısmarladı. Sonrada çevresindekilere karısının 15 kg lık tipik bir laz bebeği doğurduğunu söyledi.Bardaki hiç kimse bir bebeğin 15 kg. gelebileceğine inanmadı fakat laz inat etti. “Dediğim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur,benimki de tipik bir laz bebeği? Dört bir yandan tebrikler yağdı; bardaki herkes lazı kutladı…İki hafta sonra laz tekrar bara uğradı. Barmen adamı tanıdı ve sordu”Sen şu 15 kg doğan bebeğin babası değilmisin?Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo?” Baba gururla yanıtladı, “10 kg.” Barmen şaşırmış ve meraklanmıştı “Ne oldu?Doğduğu gün zaten 15 kg.dı.” Laz baba içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğildi, & gururla yanıtladı……. “Sünnet ettirdim”.
__________________
Şubat 23, 2011
Kayserilileri kızdiımak için, eşek etinden pastırma yaptıklarını her fırsatta soyleyen biri yine bir Kayseriliye bunu sormuş :
-Sizde eşek etinden pastırma yaparlarmış doğru mu?
Kayserili adamı rahatlatmış :
-Kayseri`ye gidecek misin?
-Yok, gitmeyecegim!
-O halde merak etme!
__________________
