Nisan 1, 2011

Yorumsuz

Çocuklarda Migren kalp bağlantı

Migren sırasında yanıp sönen ışıklar görmek Çocuklar iki kez delik-in-the-heart sahip normal olasılığının, bir çalışma öneriyor.

ABD doktorlar migren hastalarının edildi altı 109 çocuk incelendi.

bir görme bozukluğu eşlik migren tipi olanların yarısı denilen hakkında bir aura kalp defekti, Pediatri raporların Dergisi vardı.

İngiliz Kalp Vakfı bağlantı içine daha fazla araştırma çağrısında bulundu.

Amy Thompson, İngiliz Kalp Vakfı’nda üst düzey kardiyak hemşire, şunları söyledi: “bu nedenle daha fazla araştırma herhangi bir kesin sonuçlara çizmeden önce yapılması gereken bu bağlantı için izahı olabilir.

“Biz onu hasta bakımında iyileşme sinyali olabilir daha ayrıntılı ilişkiyi anlamak sonra.”

ve migren aurası ile – bir patent foramen ovale (PFO) olarak bilinen teknik – tıbbi çalışmaların bir kısmı bir delik-in-the-kalp arasında yetişkin bir bağlantı buldu.

ana hikaye okumaya devam edin
Patent foramen ovale

kalbin iki üst (atrium) odaları arasındaki duvarda bir kapak veya kapak gibi açılış
Sık sık, ancak doğumdan önce bulunan insanların yaklaşık% 80′inde kapalı mühürler
basınç göğüs içinde oluşturulduğunda – örneğin sökülürken – flep her iki yönde akışını sağlayan kan açabilir,
Bu kan akciğer filtreleme sistemi atlamasına izin verebilir
enkaz küçük kan pıhtıları gibi kan, mevcut ise, sol atrium geçebilen ve beyinde kulübesi, felç neden
Bu girişimleri, diğer migren tedavi başarısız delik, yakın cerrahi ile migren tedavisi için yol açmıştır.

Dr Rachel McCandless ve Utah Üniversitesi’nden meslektaşları kalp defekti aramak için bir ekokardiyografi olarak bilinen bir tarama tekniği kullanılmıştır.

Auralı migren olan çocukların% 50′si de kusuru vardı. Bu neredeyse genel popülasyonda görülme oranının iki katıdır.

O “Bizim çalışmamızda bu zor sorunla ilgili gelecekteki araştırmalara yol gösterecektir” umduğunu söyledi.

Yaklaşık bir 10 insanların migren ile aura var.

Ortak aura belirtileri gibi görme yanıp sönen ışıklar veya titreyen, uyuşma, duyu ve konuşmada güçlük karıncalanma gibi görme bozuklukları sayılabilir.

Mart 20, 2011

Yorumsuz

Facebook’un beynimize yaptığına bakın

İngiltere’nin en önmeli nörologlarından Susan Greenfield internet kullanımının beyin üzerindeki etkileri üzerine çok ilginç açıklamalarda bulundu. İnternetin, sosyal ağların ve bilgisayar oyunlarının en az küresel ısınma kadar ciddiye alınması gereken tehlikeler barındırdığına dikkat çekti.Bilişim teknolojilerinin ilerlemesinin pek çok yararı olduğunu söyleyen Greenfield, önemli olanın bu faydaları elde ederken ödemek zorunda kaldığımız bedel olduğunun altını çizdi.Greenfield, Facebook benzeri sosyal paylaşım sitelerinde takıntı derecesinde fazla vakit geçirmenin beynimizin çalışma şeklinde değişikliklere yol açabileceğine dikkat çekti. En önemli etki ise giderek duyarsızlaşmamız ve tepkisizleşmemiz.Greenfield’ın iddiasına göre bilgisayar oyunlarında oyuncuya her zaman yeniden başlama şansı verilmesi, hatalarımızdan ders çıkarma yetimizi olumsuz etkiliyor ve bu yüzden bilgisayar oyunlarına fazla vakit ayıranlar obezite gibi kötü ve çok yemek yeme ile ilgili sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Susan Greenfield, geldiğimiz noktada özellikle Facebook, Twitter gibi sitelerde çok vakit geçirenlerin ve bilgisayar oyunlarının başından kalkamayanların durumunun incelenmesi gerektiğini ve bu konunun gelecek nesiller için son derece önemi olduğunu vurguladı

Mart 19, 2011

Yorumsuz

Scottish gençler okullarda uyku eğitim almak

Gençler uyku konusunda dersler için uygulanır. 

Kaynakların nasıl uyku yeterli olsun İskoçya genelinde okullara sunulacak olan gençler öğretmektir. 

sadaka Uyku İskoçya tarafından oluşturulan öğretim paketi mükemmellik için müfredatın bir parçası olarak kullanılacak. 

O genç insanların duygusal ve fiziksel sağlığı için uyku önemi konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanmaktadır. 

Sadaka televizyon seyrediyor ve uykuya ihtiyaç duyduklarını dokuz saat alıyorum gençler önleyebilir bilgisayarlar ve geceleri cep telefonunu kullanarak söyledi. 

aynı zamanda danışmanlık hizmeti bir uyku sunuyor Uyku İskoçya, akademik performans ve fiziksel sağlık artırabilir yeterli uyku almak “dedi. 

Ancak, obezite ile bağlantılı olabilir olmadan gidiyor, öğrencilerin başarısızlık potansiyelleri yüksekliği ve depresyon daha büyük bir risk ulaşmak için. 

Saat farkından dolayı rahatsızlıkGlasgow orta dereceli okullarda bir pilot uygulama öğretmenler için yeni bir kaynak paketinin geliştirilmesi çerçevesinde geçen yıl sadaka tarafından başlatıldı. 

Öğrenciler “Öğrencilerin çok zor konsantre bulmak, çok zor sabah kalkmak bulmak 

Jane Ansell, Uyku İskoçya müdürü, şöyle dedi: “Ben herhangi bir ebeveyn sabah yeterince yiyecek, ya da iyi giysi olmadan çocuklarının göndererek düşünürdüm sanmıyorum, ve bu yüzden neden göndermesi gerektiğini, makul egzersiz ne kadar önemli olduğunu biliyoruz yeterli uyku olmadan Çocuğunuz dışarı? “ 

Hayır onlar tam bir gece uykusu ihtiyacı neden ve ne kadar iyi uyku alışkanlıklarını geliştirmek için gençler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. 

James Gillespie Lisesi’nde Kate Pearce, rehberliğin temel öğretmen, Edinburgh, BBC İskoçya söyledi: “Biz üçüncü yıldan başlamak özellikle de görüyorum. 

“Öğrenciler çok zor sabah kalkmak bulmak, öğrencilerin çok zor konsantre edin. Kesinlikle bir konudur uyuyun.” 

Dünyanın giderek geçmiş 10-20 yılda azalmıştır etrafında Araştırma gençler için o uyku süresi Uyku İskoçya gösterir tarafından gösterdi. 

sadaka tarafından hazırlanan raporda, gençlerin genellikle hafta sonları geç uyku ile hafta boyunca uyku eksikliği telafi olabilir inandığını belirtti. 

Ancak, hafta sonları bile geç yatmadan tarafından aslında kendi vücut saatler bir değişiklik zorlama vardı – onlar Pazartesi sabahları okula rutin dönmek jet lag aynı etkiyi verir. 

“Kendi bulgular öğrencilerin düzenli olarak Cuma ve cumartesi geceleri birkaç saat sonra kadar kalan raporunda – bazen çok

05:56 olarak saat – Her hafta sonu New York’a uçan hemen hemen eşdeğer” belirtildi.

Mart 19, 2011

Yorumsuz

Mentol tütün firması hisse uçmak

Tütün firması Lorillard Paylar mentollü sigaralara ABD yasağı korkuları azaldı sonra $ 87,11 ‘de% 10.6 kadar kapalı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından hazırlanan raporda, bir karar değil, toplum sağlığının iyileştirilmesine yardımcı olan bir yasağı söyleyerek daha alınabilirdi önce daha fazla araştırma çağrısında bulundu. Lorillard en çok satan Newport mentollü sigara markası var. MF Global Holding analisti Mark McMinimy o FDA mentollü sigara yasağı da “çok olası” olduğunu söyledi. ”Eğer daha fazla araştırma çağrısında iseniz, nasıl çok kesin gibi görünüyor piyasa, gelen mentol sigara kaldırılması gibi bir şey için arayabilirsiniz?” Belirsizlik kaldırdıTaslak raporda bir danışma masasından şu ifade yer vardı: “. Removal pazar gelen mentol sigara ABD’de kamu sağlığı yararına olacaktır” Özellikle üzerinde durulması gereken gençler arasında mentollü sigara yüksek oranda “oldu FDA taslak raporson raporu yayımlandı önce bu ifade kaldırıldı vardı. ”Bu hisse senedini belirsizliği kaldırdı,” Davenport & Company analistlerinden Ann Gurkan dedi. ”Komite tavsiye ederim ne kadar belirsizlik şimdi tavsiye biliyorum. Ve stok döşeme olmuştur” Mentollü sigara Euromonitor International göre, neredeyse bir $ 83bn ABD sigara pazarının üçte oluşturuyor. Şirketin satışlarının% 85 için Lorillard’s Newport marka hesapları. Flavours yasaklandıFDA Dış danışmanlar mentol sigara durumu “başlatılması artar ve bırakma azaltır” olduğunu buldu. ”Özellikle üzerinde durulması gereken, gençler arasında mentollü sigara içme oranı yüksek ve 12 ila 17 yaşındakiler arasında mentollü sigara artan son on yılda trend oldu bile olmayan mentol sigara düşüşler, sigara içen” yazılı taslak rapor danışmanlar dedi. Uzmanlar konuyla ilgili ırk yanı sıra ilgili kamu sağlığı ABD Afrikalı-Amerikalılar ve mentollü sigara tercih etme eğilimi olarak beyaz insanların daha istatistiksel onlar sigaraya bağlı hastalıklardan daha fazla acı olduğunu söylüyorlar. 2009 yılında, çikolata, vişne, vanilya ve diğer tatlar ile sigara yasaklandı

Mart 1, 2011

Yorumsuz

Yağlardan Kurtulun

Yeni yıla en göz alıcı halinle girmek istiyorsan, vücudunu bu basit ve etkili yöntemlerle çalıştırmalısın. Bütün dolabını daha ufak bedenli kıyafetlerle yenileme masrafını göze alman lazım!

Vücudunu şoke et!

Bazen vücudun egzersizler arasında molaya ihtiyacı vardır. Büyük değişimler de bu molalar esnasında olur. Senede birkaç kez gerçekten de ağır egzersiz planları uygulamayı denemelisin. Conneticutlı egzersiz uzmanı Tom HoIIand, kas gruplarını zorla***** onları şaşırtacağını ve böylece daha çok gelişme sağlayacağını belirtiyor. Bu süre içinde belli kas gruplarını üç, dört gün arka arkaya, birkaç set halinde ara vermeden çalıştırmanı öneriyor.

Yavaşla!

Florida’daki Fitnetic Fitness işletmecisi, Fitness Uzmanı Maren Piefer, egzersizin temposunu ayarla***** kasları şaşırtıp uyarabileceğini söylüyor: “Kaslar ne kadar uzun süre çalışırsa o kadar gelişir.” Mesela kol çalıştığın sırada ağırlığı kaldırırken ikiye, indirirken de dörde kadar say. Kasları gererek uzatırken daha fazla zaman harcayacaksın, böylece de zorlanıp daha verimli sonuç alabilirsin: Egzersiz esnasında ve sonrasında kalori yakımını hızlandıracaksın.

Farkı böl!

Bir egzersizi tam olarak tekrarladıktan sonra ikinci seferde, hareketi en zor yerinde yarım bırak. Piefer, ekstra tekrarlar yaptığında, kas gerginliğini aynı sürede arttırdığını söylüyor: “Bunu yaparken kas hücrelerine daha çok kan pompalanıyor, böylece kas gelişimi de hızlanıyor.”

Bunu dene: Ellerine birer dambıl alarak iki yanına al. Dambılları omuzlarına yaklaştırırken üst kollarını kıpırdatma, sonra da yavaşça indir; orada dur ve dambılları tekrar omuzlarına yaklaştır. Başlangıca dön.

Hızlan!

Hız, sadece kardiyo egzersizlerinde geçerli bir faktör değildir. Piefer, hangi egzersizi yaparsan yap, hız katınca daha fazla kalori yakacağını belirtiyor: “Ayrıca güç de kattığı için daha atletik olursun.”

Bunu dene: Piefer, kendi vücut ağırlığını kullanarak, hızlı bir tempoda hareket etmeni öneriyor. Böylece farklı kas gruplarını çalıştırarak daha fazla kas lifi yakacaksın. Mesela bir set ‘chest press’ hareketinden sonra 10-12 adet sınav çek ya da 12 adet dambıllı ‘alternate lunge’ sonunda 10-12 ‘body-weight squat’ yap.
Haydi zıpla!

Zıpla***** uygulanan pliometrik antrenmanlar, kalori yakmanı sağlayıp kasları yağlardan arındırıyor. San Francisco’daki Twisted Twilight Personal Training işletmecisi Jeremy Cheung, yerçekimine karşı çalışmanın vücudu zorladığını, zıplamanın farklı kas gruplarını hareket ettirdiği için egzersizi daha yoğun kıldığını söylüyor.

Bunu dene: Egzersizden hemen sonra pliometrik antrenmana geç, kas gruplarını ve kas liflerine biriken yağları son damlasına kadar çıkarmayı başaracaksın. Eğer bunu egzersizden evvel yaparsan zıplamak için daha az enerjin olacak. Mesela birkaç set ‘squat’ egzersizinden sonra 10 adet ‘squat jump’ yap: Squat pozisyonunda başla, zıpla***** kollarını yukarı kaldır. Dizlerini hafifçe kırarak yere in, kollar da arkada kalsın.

Kardiyo egzersizi de yap!

Ağırlık ve kardiyo egzersizlerini kombinleyerek kalbinin hızlı atmasını sağla. Holland, ağırlık egzersizleri arasında kardiyo yaparak daha fazla yağ yakacağını kaydediyor.

Bunu dene: Ağırlık kaldırdıktan sonra dinlenmek yerine 30 saniyelik yoğun kardiyo yap, ip atlamak ya da ‘high-knee lift’ gibi: “Yerinde koşmak gibi daha hafif bir kardiyo egzersizi yapmak istiyorsan, en az bir dakika devam etmelisin.”
__________________

Şubat 27, 2011

Yorumsuz

Çocuk Egitimi ve Çocugun Ruhsal Yönü

Çocuk Egitimi ve Çocugun Ruhsal Yönü

Çocuk egitimi
Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuk yetiştirmek ise en kutsal, en büyük, en zor ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken en önemli sanattır. Gelecek açısından düşünüldü ünde bu konunun önemi her geçen gün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Daha do acak çocuk anne karnında iken anne babaların kafasında bir çok soru işareti oluşur. Kız mı erkek mi olacak ? Saglıklı dogup büyüyecek mi ? Ailemizde ve günlük hayatımızda nasıl bir de işiklik olacak ? İleride nasıl bir insan olacak ? okul başarısı iyi olacakmı ? Nasıl bir meslek sahibi olacak ? Hayatta başarılı olacak mı ? ve buna benzer yüzlerce soru ile çocu u beklemeye koyulurlar .
Bütün bu soruların ve bazı bilinmeyenlerin yanısıra çocukların psikososyal gelişimini ve kişilik gelişimini do ru yönlendirmek anne babaların en önemli görevlerinden biridir. Bu görevin tam ve eksiksiz olarak yapılması ise her açıdan çok önemli ve bir çok yönden zordur. Her ne kadar do uştan ve genetik olarak alınan özellikler olmasına karşın, her çocu un ayrı bir fiziksel yapısı, kişilik özelli i, davranış paterni, psikososyal özellikleri, anlayışı, duygusal yapısı, zeka kapasitesi ve ruhsal gelişimi bulunmaktadır. Bütün bu özellikler, aile ortamı ve devamlı de işen çevre şartları ile etkileşince ortaya bir çok yönü ile anne babadan farklı bir biyopsikososyal yapı ortaya çıkmaktadır.

Çocukları anlamak

Çocukların genel davranış özelliklerini tam olarak anlamak ve onların ruh dünyalarına inmek onların psikososyal gelişimini yönlendirmek açısından çok önemli bir noktadır. Anne babaların çocukların ruh dünyalarına inmeden yönlendirme ve e itim gayretleri, ço u zaman hedefine ulaşmaz .Anne babalar her gün birlikte oldukları, günlük aktiviteleri birlikte yaptıları çocuklarını bazen tam olarak tanıyama- makta ve onların psikososyal gelişimini iyi yönde yönlendireme- mektedir. Bazı anne babalar, çocuklarının sadece fiziksel bakım- larına yönelik beslenme, barınma, sa lık problemlerini gözetip onların olaylar karşısındaki düşüncelerini, tepkilerini, yorumlarını, üzüntülerini, sevinçlerini, ruhsal yönlerini gerekti i kadar hesaba katmazlar. Kişisel görüşme ile haberleşti imiz Amerikalı acil müdahalelerde bulunan bir sa lık mensubu şu yakınmaları dile getirerek endişelerini belirtiyordu ” acil saglık müdahaleleri yaparken olaylardan çocukların etkilendi ini ve bazı psikolojik problemlerin oluştu unu görüyorum, anne babalara veya bakım veren kişilere çocukların sıkıntılarını bahsetti imde, onların bana cevabı onlar çocuk ne olacak ki şeklinde oluyor. ben buna dayanamıyorum ve çok üzülüyorum, çocuklarında ruh dünyası var ” .Gerçekten de bazı zamalar günlük olaylar ve gelişmelerin arasında çocukların olaylar karşındaki ruhsal tepkisi en son akla gelecektedir.
Çocuga ayrılan vakit

Her anne baba çocuklarının gelişimi ve onların ruhsal yönleri ile çok ilgilendiklerini söyler ama kendi kendilerine oturup ”çocu uma bu gün ne kadar vakit ayırdım ?” diye sorduklarında, kendilerini tatmin eden cevabı çok azı alır. Amerikalı bir profesörden aldıgım bir bilgiye göre A.B.D yapılan istatistiklerde bir babanın çocugunu günlük görme süresi 7 saniye olarak bulunmuş . Yani aynı çatı altında yaşayan birbirinden apayrı, ayrı dünyalarda insanlar . Peki bu durum hangi sonuçları getirir ? yani anne babaların çocuklarının ruhsal yönü ve psikososyal gelişimi ile ilgili eksiklikleri hangi sonuçları do urur ?. Bunun cevabını düşündü ümde her biri ayrı bir ”gelecek ” olan çocuklar ile ilgili çok karamsar düşünceler aklıma gelmektedir. Bu nedenle bu konuyu ileri bir tarihte, ayrı bir başlık altında incelemek istiyorum .

Hatta 2000li yıllarda bırakın ruhsal gelişimi yönlendirme ve mevcut ruhsal sorunları, dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan, basit sa lık sorunlarından, kazalardan, salgın hastalıklardan, anne baba ihmaline ba lı nedenler ile hayatını kaybediyor.

Ruhsal gelişime etkiler

Herbir çocu u ayrı bir dünya olarak kabul edip, onların ruh dünyasına inebilmek, ancak e itim, anne baba bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi ile olacaktır. Ayrıca aile yapısının güçlendirilmesi, aileye sunulan imkanların artırılması, ailenin sosyokültürel ve sosyoekonımik açıdan desteklenmesi, çocukların yaşadıkları ortamların, çevre imkanlarının, devletin sa layaca ı imkanların çeşitlili i ve kalitesi bu sorunların oluşması ve sürecinde etkili olabilmektedir .

Çocuk e itiminde çocugun gerektigi şekilde yetiştirilmesi ve onun topluma hazırlanması, büyük ölçüde anne babanın hayatın ilk gününden itibaren çocuk ile ilgilenmesi, onun ile karşılıklı etkileşimi, ona de er vermeleri, kişilik yapısına saygı duymaları, ona yeterince vakit ayırmaları, onun bakım, beslenme ve korumasını sa lamaları, sevgi ihtiyacına karşılık vermeleri, ideal bir aile ortamı hazırlamaları, ona karşı ideal tavırları, tepkileri, tutumları etkili olmaktadır . Burada etki tepki prensibini hatırlatmak yerinde olur, anne babanın direk çocu a yönelik veya gün içerisinde ki herhangi bir davranışı, sözü, tavrı, tepkisi ve yorumunun çocuk üzerinde bir mutlak bir etkisi olacaktır. Ve bu etkinin çocukta yansımaları iyi veya kötü yönde görülecektir .Aynı şekilde çocu un her konuşması, davranışı ve yorumuna anne babanın tepkisi de çocu un kişilik gelişiminin şekillenmesine neden olmaktadır.Yani çocu u yanlış bir şey yaptı ında ve bunu tekrarladı ında sessiz kalan bir ebeveyn dolaylı olarak ” ben bu davranışı destekliyorum ” mesajı verir. Di er taraftan çocu un olumlu davranışını onaylamayan bir ebeveyn çocu a yine dolaylı olarak ” bu davranışın benim için önemli de il, olsa da olur olmasa da ” mesajını verir. Bununla birlikte görmezlikten gelinen tekrarlayan hatalar giderek büyür, olumlu davranışlar ise giderek azalır .Çocukları her an kontrol etmek her yaptıkları konusunda haberdar olmaya çalışmak çocu u ruhsal gerilime itebilece i gibi, di er yandan çocu u kontrolsüz ve kendi halinde bırakmakta çocu un önü alınamayan davranış problemleri geliştirmesine zemin hazırlayacaktır. Bu iki kutbun ortasında hareket alanı ideal olanıdır.

Burada hemen şunu belirtmek gerekir ki günümüz iletişim ve etkileşim toplumunda çocu un gelişimi konusunda anne babalar üstlerine düşen her türlü görevi yapsa bile akraba çevresi, okul ortamı, arkadaş ve sosyal çevresi, dişarıdan gördükleri, duydukları da gelişim ve ruh sa lı ı açısından çok önemli olmaktadır. Anne babalar bazen kendileri haricinde oluşan etkiler konusunda oldukça çaresiz kalabilmektedir. Yani hem ev içerisinde çocu a gereken yönlendirme, hem de onun ev dışında psikososyal gelişimine kötü yönde etkide bulunacak etkenlerden koruma, ikisini de saglamak ideal gelişim açısından gerek ve yeter şart olmaktadır .

Yapılması gerekenler

Anne babaların çocuklarının normal bir şekilde psikososyal gelişimini sa lamak ve uygun egitimi vermek için yapmaları gereken şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz : Dengeli e itim ve yönlendirme,Anne babanın kendi aralarındaki söz ve davranış birli i, Çocuga karşı aşırı hoşgörü veya aşırı disiplin uygulamalarından kaçınmaları, olaylar ve ilerleyen süreç içerisinde çocu a yansıyan davranışlar olarak tutarlı olmaları ve zaman aşımından doyayı farklı farklı tepki vermemeleri, Çocu a tepkilerinin yersiz ve abartılı olmaması, Güzel ve faydalı şeylerde çocu un davranışlarının onaylanması, Hatalı durumlarda uygun bir şekilde cezalandırılmaları, Yapılan yanlışları sonucunda sadece kızmak de il nedenini mantık çerçevesinde açıklamaları ve ona do ru olan hedefi vermeleri , Onlara her yönüyle de er vermeleri, Kişilik yapılarına saygılı olmaları, Onlara söz hakkı tanımaları, Sevildiklerini hissettirmeleri, Onlara güven duygusunu aşılamaları, Sosyal ve psikolojik gelişimini yakından takip etmeleri, Gösterilen davranış problemlerine karşı duyarlı olmaları, zamanında ve erken müdahaleyi saglamaları , Kendi psikolojik sıkıntılarını çocuklara yansıtmamaları, onlardan gelişim ve kapasitelerinin üzerinde beklentiye girmemeleri, Onlara yeterince zaman ayırmaları, Onların sosyal çevrelerinin farkında olmaları şeklinde özetlenebilir.
__________________

Şubat 26, 2011

Yorumsuz

Ağız kokusu halitosis

Ağız kokusu insanı olumsuz etkileyen bir durum olarak bilinir.

Erişkinler veya küçüklerin yaşamlarında mutlaka ağız kokusundan şikayetçi oldukları zamanlar olmuştur. Bazılarının ise bu durumdan şikâyeti kroniktir.

Ağız kokusu; etkilediği bireyler için sosyal ve psikolojik yönden olumsuz bir durum haline gelmiştir.

Kötü ağız hijyeni dişler üzerindeki gıda birikimi ağızdaki çürük kaviteleri çekim yaraları ülserler dental ve tonsiller apseler (diş ve bademcikle ilgili apseler) ; gingivitis periodontitis ve stomatitis gibi diş eti hastalıkları ağız kuruluğu kıllı dil gibi ağız içindeki problemlerden oluştuğu gibi üremi diabetik ketoasidoz karaciğer rahatsızlıkları kronik pulmoner hastalıklar mide rahatsızlıkları gibi sistemik nedenlerle de görülebilir.

Diş hekimleri ağız kokusunun lokal mi yoksa sistemik faktörlere mi bağlı olduğunu tespit etmeli ve doğru teşhisi koyup ona göre tedavi yöntemini belirlemelidir.

Solunum sisteminden gelen hava ağızdan dışarı yayılırken oral kavitedeki (ağız boşluğu) kötü kokulu uçucu karışımla birleşerek dışarı çıkar ve kişilerin kendisini de çevresini de rahatsız eden hoş olmayan kokular oluşur.
Bu konuda yapılan araştırmalar sonucunda ağız kokusu vakalarının çoğunluğunun oral kaviteden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Kötü ağız kokusunun oluşmasına etki eden faktörler arasında tükürüğün önemli rol oynadığı kabul edilmektedir.
Sağlıklı ağızdan alınan tükürüğe göre periodontitisli ağızlardan alınan tükürüğün daha hızlı kokuştuğu belirtilmiştir.

Aktif periodontitisli hastalardan alınan tükürükte çok parçalanmış epitel hücresi vardır . Ve bu hücreler önemli ölçüde bakterilerle kaplıdır. Ayrıca tükürükte zarar görmüş lökositler de mevcuttur. Lökositler çok miktarda kükürt taşıyan aminoasitlere sahiptir ve bunlar uçucu sülfür bileşiği üretiminde kullanılırlar. Lökositler periodontal hastalıklar sırasında göç ederek periodontal hastalıklı bireylerin tükürüklerinda artarlar.

Hem oral mukazadan serbest epitelyal hücreler hem mikroorganizmalar hem de lökositler bakteri plağına dahil olup dilin arka yüzüyle dişlerin fizyolojik ve mekanik temizlemeye uygun olmayan bölgelerinde toplanır. Periodontitisli hastalarda bu duruma bir de dişetlerinden oluşan kanamanın eklenmesi ile tablo daha da ağırlaşır.

Ağız kokusu oluşumu tükürük akımının azalması uzun süre besin ve sıvıların alınmamasına da bağlıdır.

Uyku hali buna iyi bir örnektir. Sabah kalkınca hissedilen ağız kokusu bu durumla ilgilidir.

Aşırı tütün içimi özellikle sigara tüketimi yalnızca kötü kokulu nefes oluşturmakla kalmayıp bir de kıllı dil durumuna yol açar ki bu da besin artıklarının ve tütün kokusunun tutulmasına neden olur. Ayrıca tükürük salgısında azalma ve hastalık durumunun şiddetle artışına neden olur. Dilin arka bölümü mekanik olarak temizlenemediği için birikimler orada oluşur. Çoğu ağız kokusu durumlarının tedavisine dilin fırçalanması ile başlanır.

Proaaa dişler uygun yapılmamış kuron ve köprüler ağız dokusuna uygun olamayan materyaller de ağız kokusunu oluşturan faktörlerdendir.

Halitozis oluşturabilecek diğer durumlarsa postnatal sızmayla karakterize kronik sinüzitis faranjitis tonsillitis sifilitik ülserler burun tümörleri ağız tümörleri kronik bronşitis ve orofarengial kavitelerin habis neoplazmalarıdır.

Nefesteki kokunun yoğunluğu yaşla birlikte artar. Ayrıca farklı yaş grupların spesifik ağız kokuları tespit edilmiştir.

Buna göre yaşları 2-5 yıl arasında değişen küçük çocuklar tonsillerinde barınan besin ve bakterilerden ötürü oluşan bir ağız kokusuna sahiptir.
Orta yaş grubundaki kişilerde çok şiddetli biçimde sabah nefes kokusu oluşur.
İleri yaş grubundakilerde ise ağız kokusu temiz olmayan proaaa ve akışkanlığını yitiren tükürüğün kokuşmasından kaynaklanır.

Sistemik hastalıklar sonucunda da ağız kokusu oluşur. Bu durumun en iyi bilinen örneği diabettir. Bu hastalarda ağızdan aseton tatlı meyva kokusu duyulur.
Nefesteki amonyak ve idrar kokusu üremi ve böbrek yetmezliğini akla getirmektedir.
Ciddi karaciğer yetmezliğinde nefes tatlımsı bir amin kokusu taze kadavra kokusuna benzemektedir.
Tatlı bir asit kokusu akut romatizmal ateşi çağrıştırır. Kötü kokuşmuş nefes çürümüş et kokusuna benzer bu da akciğerin apseleşmesine ya da bronş iltihabının yayılmasıyla oluşan bronşiyektaziye işaret eder.
Gastrointestinal bozukluklarda da nefes kokusu kötüdür. Duygusal yıkımlar da sindirimi etkiler ve vücut kimyası bazen nefesi etkileyebilir.

C vitamini yetersizliği ile oluşan Kronik skorbüt hastalığı olan kişilerde de kötü kokulu nefese rastlanır.

Yenilen yiyecekler de ağız kokusunda önemli rol oynar. Bir vejeteryan çok fazla et yiyen bir kişiden daha az halitozise sahiptir. Çünkü sebzelerde protein maddelerin yıkım ürünleri çok azdır.

Et genellikle yağ içerir ve gastrointestinal sistemde oluşan uçucu yağ asitleri kana absorbe edilip nefesle salgılanır. Sarımsak soğan pırasa alkol vb. maddelerin dolaşım sisteminde önce absorbe edilip sonra da akciğerlerce hava olarak dışarıya verilmesiyle kötü koku oluşur. Aşırı alkol içimi mikrobiyal floranın değişiminde başlıca rol oynar ve halitozis oluşturan koku fermente edici organizmaların poliferasyonuna neden olur.

Açlıkta oluşan ağız kokusu; pankreatik sıvının midede açlık periyodunda bozuşmasından kaynaklanır. Bu kokunun giderilmesi kolaydır. Hatta diş fırçalamasıyla bile ortadan kaldırılabilir.

İlaçların sistemik etkisine bağlı olarak da halitozis oluşabilir. Bazı antineoplastik ajanlar antihistaminler amphetaminler trankilizanlar diüretikler fenotiaminler atropin benzeri ilaçlar tükürük üretimini azaltırlar ve böylece oral kavitenin kendi kendini temizleme yeteneği azalmış olur ve buna bağlı halitozis oluşur.

Yaşlanma çok sigara içimi tükürük bezi aplazisi 800 raddan fazla radyasyon tedavisi kadında menopoz yüksek ateş dehidratasyonlu sistemik ve aaaabolik rahatsızlıklar aşırı baharat kullanımı ağız kuruluğuna neden olur ve bu yüzden de halitozis oluşur.

Diş hekimi ağız kokusunun tanımını yapmak için önce iyi bir muayene yapmalı aldığı anamnezleri dikkâtlice incelemeli basit yöntemlerle koku ayrımını yapmalıdır.

Sistemik hastalıklarda oluşan kokular için medikal konsültasyona gidilmelidir. Kokuların lokal ya da sistemik faktörlerden oluştuğunun belirlenmesi oral kaviteden veya akciğerlerden kaynaklandığının belirlenmesi için hastaya basit bir yöntem uygulanır.

Diş hekimi hastadan dudaklarını sıkıca kapatmasını ve nefesini burun deliklerinden bırakmasını ister. Bu durumda koku on cm. uzakta duran başka bir kişi tarafından değerlendirildiğinde koku varsa sistemik faktörlerden kaynaklanıyor demektir.

Hasta parmakları ile burnunu tıkayıp dudaklarını da kapatıp soluk vermeyi bir an için durdurduktan sonra açıp soluk verdiğinde koku ağız yoluyla ortaya çıkıyorsa kokunun oral kavitedeki lokal faktörlerden kaynaklandığı söylenebilir.

Koku bu şekilde basit bir yöntemle değerlendirilebileceği gibi denemesi ve tekrarı kolay olan gaz ölçen monitörlerle de ölçülebilir. Yapılan klinik çalışmalarla lokal faktörlerin neden olduğu ağız kokusu olgularının %90’nın başarı ile tedavi edileceği tespit edilmiştir.

Patolojik ve nonpatolojik orijinli halitozis genellikle patolojik durumun tedavi edilmesi ve oral hijyenin iyi derece de yerine getirilmesi ile düzelir.

Periodontal ceplerin yok edilmesi oral hijyenin geliştirilmesi gıda birikimine sebep olan yerlerin düzeltilmesi çürük dişlerin tedavisi restorasyonun mümkün olmadığı durumlarda diş çekimi diş eti hastalıklarının tedavisi ile ağız kokusu ortadan kaldırılır.

Yemek sonrası dil ve dişlerin fırçalanmasıyla da ağız kokusu etkili oranda azaltılabilir.

Ağız kokusunu oluşturan bileşenlerin birincil alanı dildir. Sabah şiddetli ağız kokusundan şikayet eden kişilerde dişlerin ve dilin yemek sonrası fırçalaması ve ağzın bir gargara ile çalkalanması ile sorun kontrol altına alınabilir.

Proaaa kullananlar proaaalerini fırçalayarak ve dezenfektan solüsyonlarda tutarak temizlemelidirler.

Ağız kokusunu önlemek için doğal kaynaklardan da yararlanılabilir. Nane bunlardan biridir. Naneli sakızlar şekerler kullanılabilir. Nanenin tükürük üzerinde de etkisi vardır. Naneli ürünlerin emilmesi tükürük oranını artıracak tükürüğün alışkanlığını düzenleyecek yiyecek artıklarının böylelikle uzaklaşması bir ölçüde sağlanacaktır.
Sakız çiğnemek çiğneme kasları yanak ve dilin çiğneme hareketleri ile yakından ilgilidir. Sakız besin artıklarının taşınması ve uzaklaştırılması ile oral kavitenin temizlenmesini sağlar.

Ağız suları kokulu ürünler naneli ağız spreyleri nefesteki kokuyu geçici olarak önlemeye yarayacaktır.
__________________

Şubat 24, 2011

Yorumsuz

Fazla C vitamini hastalıktan korumaz

Bilinçsiz alınan vitaminler yarar yerine zarar getirebilir.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Akan, bilinçsiz alınan vitaminlerin yarar yerine zarar getirebileceğini belirtti.

Grip olmamak için çoğu kişi sürekli C vitamini tabletleri alıyor. Hem C vitaminin gripten koruduğuna dair kanıt yok hem de böbrek taşı olan kişilerin fazla C vitamini kullanmaması gerekir.

Vitaminleri neye göre almalıyız?
Vitaminler vücudumuz için gerekli olan maddelerdir. Tabii ki eksikliğe göre almalıyız. Özellikle beslenme bozukluğu olanlarda, çok ileri yaşlardaki kişilerde, hamilelikte, bebekliğin erken dönemleri gibi bazı özel durumlarda takviye yapılmalıdır. Ama bunlar dışında sağlıklı bireylerde ekstra vitamin almanın ek bir yararı olduğu kanıtlanmış bir bilgi değildir, ama zararı olduğu da gösterilmemiştir.

Genellikle kişiler kendileri karar verip vitamini kullanıyor. Bu doğru mudur?
Eğer vücudun bir eksiği yoksa vitamin almanın bir yararı yok. O nedenle hekimin kişiyi muayene edip bir ihtiyacı varsa onu tespit ederek gerekirse vitamin vermesi doğrudur. Aksi halde bazen yarar yerine zarar getirebilir. Bu noktada şunu açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Vitamin adı altında çok fazla ürün var ve bunların bir kısmında antioksidan veya çeşitli hastalıklara iyi geldiği iddiası ile bitkisel kökenli bileşikler mevcut. Bir kısmı ile ilgili yeterli bilimsel veri mevcutsa da hepsi hakkında elimizde kanıtlanmış bilgi yok ve çok sık kullanılan bazı bitkisel kökenli desteklerin yan etkilerinin ya da kişinin kullandığı diğer ilaçlarla olumsuz etkileşimleri olduğunu biliyoruz.

Ne tür zararlar meydana gelebilir?
Öncelikle piyasada çok fazla vitamin, antioksidan ve bitkisel kökenli destekler satılıyor. İlaç etkileşimleri çok önemlidir. Örneğin kan sulandırıcı ilaç kullananlarda bazı bitkisel kökenli destekler ilacın etkisini arttırabilir, bu da kanama riskini artırarak kişiyi olumsuz yönde etkileyebilir. Diğer bir olumsuz etkisi ise hastanın bitkisel desteklere fazla güven duyması nedeni ile asıl tedavisini ihmal edebilmesi. Örneğin şeker hastalığının ilaçları bellidir, ama bazen hastalar kimyasal ilaç daha zararlı olabilir düşüncesi ile bitkisel desteklerle çözüm arayışına gitmektedir. Bu da şekerin kontrol almasını geciktirebiliyor, şeker hastalığı sinsi ve vücutta çok hızlı tahribat yapabilen hastalık olduğundan bu gecikme organların hasarlanması ile sonuçlanabiliyor.

Özellikle düzenli olarak ekstra C vitamini alanlar hiç hasta olmam diye düşünüyor. Oysa fazla C vitamini fazla alındığında daha önce böbrek taşı olan kişilerde böbrek taşı oluşumu riskini artırabilir. Ayrıca C vitamininin gribal enfeksiyonları azalttığı ya da önlediğine dair bir kanıtımız da yok.

Bunların dışında her ilacın olumlu etkisi olduğu gibi olumsuz etkileri de vardır. Bu nedenle bilinçsiz kullanmamak gerekir. Normal beslenen bir insan ihtiyacı olan vitaminleri besinlerden alır; ihtiyacından fazlasını ise zaten vücut kullanmayıp dışarı atar. Atamadıkları ise vücutta birikerek yan etkiler yapabilir. Eğer vitamin almak istiyorsanız doğal yollardan sebze ve meyve ağırlıklı ve dengeli bir beslenmeyi tercih edin.
_________________
__________________

Şubat 24, 2011

Yorumsuz

Sigarayı Bıraktıktan Sonra Vücudumuzdaki Değişiklikler

Son sigarayı içtikten 20 dakika sonra:

•Kan basıncı normal sınırlara iner
•Kalp atım hızı yavaşlar
•El ve ayaklar ısınır

8 saat sonra:

•Kandaki karbon monoksit seviyesi normale döner
•Oksijen seviyesi yükselir

24 saat sonra:

•Kalp krizi riski azalmaya başlar

2 gün sonra:

•Koku alma ve ağzınız tadı yerine gelir,
•Sinir uçlarındaki hasar tamir olmaya başlar

1 hafta ila 3 ay içerisinde:

•Nikotin vücuttan tamamen temizlenir
•Kan dolaşımı düzelmeye başlar
•Vücudun enerji düzeyi yükselir
•Yürümek kolaylaşır
•Solunum kapasitesi %30 artar
•Öksürük, sinüslerde doluluk, nefes darlığı azalır

1 yıl sonra:

•Akciğerler kendini temizleme yeteneğini tekrar kazanır
•Sigara içen birisine göre sigaraya bağlı kalp krizi riski yarıya düşmüştür.

5 yıl sonra:

•5 ila 15 yıl içerisinde inme ve felç riski hiç sigara içmemişlerin seviyesine iner

10 yıl sonra:

•Akciğer kanseri riski sigara içenlerin yarısına düşer
•Ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası, böbrek ve pankreas kanseri riski azalır

15 yıl sonra:

•Artık kalp damar hastalığı riski hiç sigara içmeyen birisi ile aynıdır
•Sigaraya bağlı ölüm tehdidi hiç sigara içmeyen birisi ile aynıdır

Görüldüğü gibi sigaranın kötülüklerinden kurtulmak bir süre alır ama her geçen sigarasız dakika vücut kendini tamir edip sağlığını kazanır.
Bir grup insan ise sigarayı bırakırsa kilo alacağından korkar. Sigarayı tamamen bırakanlar arasında ortalama kilo alımı sadece 2.5-4 kilodur Asıl gerçek ise, sigaranın yarattığı sağlık tehdidine eş bir tehdit ancak 40 kilo alımı ile mümkündür. Bu da sigaranın tek başına yarattığı riskin büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Kilo alımından kaçınmak için şu ip uçları verilebilir;

•Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almanın en önemli sebeplerinden biri ağza bir şey koyma alışkanlığıdır. Bu istek duyulduğunda yiyecek yerine kürdan, Red Kit’in yaptığı gibi saman yada şekersiz çiklet tercih edilebilir. Yani ağzınızı kandırın!
•Lifi bol, kalorisi düşük yiyecekler seçin.. Çiğ sebzeler yada meyveler yeyin, bunlar sigaranın pasından kurtulan dil için güzel tatlardır
•Abur cuburu boş verin, bol su için.

Yıllarca sigara içen çoğu insan sigarayı bırakınca bir anda tertemiz olmak ister. Fakat 40 yıl sigara içip sonra bir haftada her şeyi toparlamak mümkün değildir. Sigara dumanının ve nikotinin yarattığı hücre harabiyetini düzeltmek için C vitamini, E vitamini, selenyum gibi antioksidanların faydası vardır. Fazlalığı damarlara zararlı bir madde olan homosisteini düşürmek için folik asit ile B12 ve B6 vitaminleri kullanılabilir. Balgam söktürücü şuruplara, akciğer kendini temizleyeceği için gerek yoktur.
Haftada en az üç, günde de 30 dakika tempolu yürümek yada spor yapmak, taze sebze meyve ile beslenmek, hayvansal yağlardan ve fazla kaloriden uzak durmak, lifli gıdaları ihmal etmemek sigarayı bırakanların yaşam sloganı olmalıdır.

Sigaranın vücudunuzda meydana getirdiği hasarın belki zaten farkındasınız – nefes darlığı, uzun süreli faranjit ve sabah öksürükleri…
Sigara astım hastalığını artırır ve kronik obstrüktif akciğer hastalığın en etkili sebebidir.
Neyse ki, vücudunuz son sigaranızı söndürmenizi takip eden birkaç dakika içinde kendi kendini onarmaya başlar. Sigarayı bırakmanın sağlığınıza büyük yararı olacaktır – çok uzun yıllardır içiyor olsanız bile.
Sigarayı bırakmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için atabileceğiniz en önemli adımdır. Unutmayın, değişim için hiçbir zaman geç değildir.

Şubat 23, 2011

Yorumsuz

Kahvenin 17 yaRarI

Kolesterolü düşürüyor.
* Ağrı kesicilerin etkisini yüzde 40 oranında artırıyor.
* Şeker hastalığının erken uyarı sinyali olarak kabul ediliyor.
* Göğüs kanseri riskini azaltıyor.
* Günde 3 fincan kahve, astım tehlikesini azaltıyor.
* Kahve girişkenliği arttırıyor.
* Siroz hastalığı riskini yarı yarıya düşürüyor.
* Nefesi açıyor.
* Kemikleri güçlendirir, ancak yaşlılar fazla tüketmemeli.
* Menopoz sorununu giderir.
* Tip 2 diyabeti ve Parkinson hastalığından koruyor.
* Selülit gibi cilt sorunlarına karşı etkili oluyor.
* Yüksek tansiyonu önlüyor.
* Pankreas kanserini azaltıyor.
* Kalp rahatsızlıklarını büyük oranda önlüyor.
* Bağırsakları düzenliyor.
* Depresyona karşı etkili.
__________________