Cet Kanalları, Muhabbet Kanalları, Sohbet Kanalları, Chat Kanalları, çet siteleri, Cet odaları, chat indir, sohbet yukle,mirc

SudamlasıSohbet.Com

Chat Sohbet Cet Ve Muhabbet Kanalları

Barış Manço öldürüldü mü?

Cem Karaca ile Barış Manço’nun kardeş olduğu iddiaları konuşulurken Barış Manço’nun ağabeyi bomba gibi açıklamalar yaptı
Haber Analiz programında Cem Karaca ile Barış Manço’nun kardeş olduğu iddiaları, Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca ile konuşuldu. İlkim Karaca konuyla ilgili, “Cem, bunu bana birçok kez söyledi. Cem de bunu babasından, annesinden duymuş. İnsanların hayatlarında ‘olmaz’ diye bir şey yoktur” dedi.

İlkim Karaca, DNA testi yapılmasına “İnancım gereği bir insanın mezarında rahat bırakılması gerektiğini düşünüyorum” sözleriyle karşı çıktı.

Tayfun Gönüllü’nün sunduğu programa telefonla katılan Barış Manço’nun ağabeyi Savaş Manço ise “gerekirse DNA testi yapabileceğini” kaydetti. Savaş Manço bambaşka bir iddiayı da tartışmaya açtı.

Tayfun Gönüllü’nün “Barış Manço’nun öldürüldüğüne dair söylentiler var…” sözlerine “O benim içimde uktedir. Ama elimizde kanıt yok.” şeklinde karşılık veren Savaş Manço, şunları söyledi:

“Barış hayatı boyunca kimse ne borç vermiştir ne borç almıştır. Babamız yanlış birtakım işler yaptı. Bütün aile malını mülkünü bir imzadan dolayı kaybetti. Bu kefaleti imzaladığına göre birtakım işler oldu. Elimde bir belge yok. Bunu ispat etmek zor.”

Erkekler dikkat!

Eşiniz mesajlarınızı okuyor
Her 10 kadından 1’i eşinin internet mesajını okuyor. İNGİLTERE’de London School of Economics, Oxford Üniversitesi ve NottinghamTrent Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü bir araştırmaya göre, insanların 5’te biri sevgili ya da eşlerinin e-postalarını ve cep telefonu mesajlarını kontrol ediyor. 1000 İngiliz çift üzerinde yapılan araştırmada, söz konusu kontrolleri daha çok kadınların yaptığı ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına göre, her 10 kadından biri ve erkeklerin yüzde 6’sı partnerlerinin internet kayıtlarını da kontrol ediyor

Kontörden TL’ye geçerken dikkat!

İşte geçiş hakkında bilmeniz gerekenler ve püf noktaları
Türkiye’deki GSM operatörleri, kontörlü ön ödeme sisteminden TL ile ön ödemeye geçişe hazır. Turkcell, Avea ve Vodafone’dan yapılan açıklamalarda 1 Nisan’da başlayacak olan uygulama için gereken altyapı çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) aldığı karar ile 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren tüm mobil operatörler kontör yerine TL’ye dayalı tarifelendirme sistemine geçecek.

GSM operatörleri bu tarihten itibaren tüm tarifelerde, kampanyalarda ve reklamlarda hizmet birim ücreti olarak; ses, SMS ve tüm diğer hizmetler için kontör yerine TL ya da kuruş kullanacak.

Ön ödemeli hat kullanıcıları geçiş sonrasında eskiden kontör yükledikleri kanallardan TL kart yükleyerek kullanabilecek. Müşterilerin 1 Nisan tarihine kadar kullanılmamış kontörleri, değer kaybetmeden BTK’nın onayladığı birim fiyat üzerinden hesaplanarak TL’ye çevrilecek ve hesaplarına yüklenecek. Geçişten önce TL kart ve tarife fiyatları firmalar tarafından müşterilere duyurulacak.

Müşteriler 1 Nisan’da bu geçiş için her hangi bir işlem, başvuru veya tarife değişikliği yapmak zorunda değil.

Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, TL’ye geçişle birlikte zorunlu olacak kalan kontör bilgilendirmesi sayesinde her görüşme sonunda alınan hizmetin kullanım tutarının ve hesapta kalan TL miktarının görülebileceğini söyledi.

Kontörden TL’ye geçiş hakkında bilmeniz gerekenler:

* Tarife ve kampanyalarda bugün kontör yükleyerek aldığınız avantajlardan 1 Nisan sonrası TL kartları yükleyerek yararlanmaya devam edebilirsiniz, tarife değişikliği yapmanıza ya da yeni bir tarife için başvurmanıza ve aboneliğiniz olan diğer servisler için ek bir işlem yapmanıza gerek olmayacak.

* Bugün kontör yükleyebildiğiniz kanallardan TL kartlarını da yükleyebileceksiniz.

* Artık kontör yerine geçen yeni TL kartını yine bugün kontör yükleyebileceğiniz kanallardan satın alarak, bu TL kartının içinde bulunan miktarını hattınıza yükleyebilecek ve hattınızda TL bakiyesi göreceksiniz.

* Konuştukça, SMS attıkça ya da başka bir hizmet ile bu TL bakiyesinden harcama yapacak ve kalan tutarı her hizmet sonrası ekranınızda görebileceksiniz. BTK kurul kararı gereği bu bilgileri tüm müşterilere iletilecek. Bu bilgileri almak istemeyen müşteriler çağrı merkezimiz kanalı ile bu bilgilendirmeyi iptal edebilirler.
* Bayilerde halen mevcut olan kontör kartlarını TL geçişi sonrası da satın alabilirsiniz. Bu kartların 31 Mart 2010 tarihinde geçerli tavsiye edilen satış fiyatı TL tutarı olarak hattınıza yüklenecek. Örneğin 150 kontör kartı satın aldığınızda 31 Mart 2010 tarihinde geçerli tavsiye edilen satış fiyatı olan 31 TL hattınıza yüklenecek.

* Kontörde olduğu gibi yine yükleme miktarına bağlı avantajlar olacak. Tek seferde daha fazla yüklemeye daha uygun tarife ve kampanya avantajından faydalanabileceksiniz.

* 1 Nisan itibariyle cebinizdeki kontörler BTK tarafından onaylanan birim fiyat üzerinden hesaplanacak ve kontörleriniz değer kaybetmeden hattınıza TL olarak yüklenecek.

* Kampanyalardan kazandığınız hediye kontörler 1 Nisan’da değer kaybetmeden TL olarak hattınıza yüklenecek.

* TL ile belirtilen tarife ve kampanya fiyatlarına KDV ve ÖİV dahil.

Hamile eşini pompalıyla öldürdü

Suçu oğlu üstlendi, vicdan azabına dayanamadı
Adana’da Ali Alır (45), alkollü olarak geldiği evde 6 aylık hamile eşi Dilek Alır’ı (42) tüfekle öldürdü. Cinayeti 12 yaşındaki oğlu A.A. üstlenip annesini oyun oynarken kazara vurduğunu söyledi. Ancak katil zanlısı Ali Alır, daha sonra polise gidip eşini ömdürdüğünü itiraf etti.

Adana’nın Yüreğir İlçesi Ulubatlı Hasan Mahallesi’nde oturan Ali Alır dün akşam bir düğüne gitti. Düğünde aşırı derecede alkol alan Alır, eve geldiğinde 5 çocuk annesi eşi Dilek Alır ile alkol yüzünden tartıştı. İddiaya göre Alır’ın, eşini korkutmak için çıkardığı tüfeği ateş aldı. Karnından yaralanan ve 6 aylık hamile olan Alır, olay yerinde hayatını kaybetti.

SUÇU ÜSTLENEN ÇOCUK “KAZAYLA VURDUM” DEDİ

Olayın ardından çiftin 12 yaşındaki oğlu A.A. annesini yanlışlıkla kendisinin öldürdüğünü söyleyip suçu üstlendi. Gözaltına alınan A.A, Çocuk Şubesi’nde verdiği ifadesinde, evde oyun oynarken kanepenin altında babasına ait pompalı tüfeği bulduğunu ve kazayla annesini öldürdüğünü öne sürdü.

“VİCDAN AZABI ÇEKİYORUM” DEYİP TESLİM OLDU

Bir süre sonra alkolün etkisinden kurtulan baba Ali Alır, Cinayet Bürosu’na gidip vicdan azabı çektiğini söyledi ve eşini kendisinin öldürdüğünü itiraf etti. Ali Alır, “Aşırı alkollüydüm. Tartışırken eşimi tüfekle korkutmak istedim. Elimden tüfeği çekmek istedi. O anda tüfek ateş aldı. Çok üzgünüm. Kazayla oldu” diyerek kendini savundu.

CENAZE TOPRAĞA VERİLDİ

Dilek A’nın (42) cenazesini almak için Adli Tıp Kurumuna gelen ablaları Serpil ve Songül A. sinir krizi geçirdi. Cenaze daha sonra morgdan alınarak Buruk Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Marmara’ya köpek balığı akını!

Denize girmek isteyenleri korkutacak haber…
İstanbul’da son günlerde yaşanan köpekbalığı akınına bir yenisi daha eklendi. Son olarak Marmara Denizi Yalova açıklarında balıkçı ağlarına 1 ton 200 kiloluk dev bir köpekbalığı takıldı. Yaz sezonu öncesi yaşanan bu akın denize girecekleri korkutacağa benziyor.

Hamsi sürülerinin ardından Marmara’ya kadar ulaşan devasa köpekbalıklarının ard arda Marmara’da yakalanması artık Marmara’da denize girmek isteyenleri biraz daha düşündüreceğe benziyor. ‘Köpekbalığı Avcısı’ olarak bilinen Kenan Balcı, yakaladığı köpekbalıklarını deniz canlıları müzesine dahil ediyor. Mumyalanmış sayısız deniz canlısı türünü, kurduğu deniz canlıları müzesinde toplayan Balıkçı Kenan, 1 ton 200 kilo ağırlığındaki köpekbalığı ile birlikte yılan balıkları, orkinoslar, kılıç, ahtapot ve ıstakozları da basının huzurunda müzeye kattı. Türkiye’nin ilk ve tek deniz canlıları müzesi olma özelliğine sahip Balıkçı Kenan Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ne getirilen 1 ton 200 kiloluk devasa köpekbalığını gören vatandaşlar da köpekbalığı ile hatıra fotoğrafları çektirdi.

Marmara Denizi Yalova açıklarında yakalanan 1 ton 200 kilo ağırlığında, 5 metre uzunluğundaki devasa büyüklükteki köpekbalığı ile birlikte çok sayıda deniz canlısı türü de Balıkçı Kenan’ın kurduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ndeki yerini aldı. 30 yıldan bu yana koleksiyon haline getirdiği çok sayıda deniz canlısı türünü mumyalayarak Gürpınar’da kurduğu deniz canlıları müzesinde toplayan İstanbul’un tanınmış balıkçısı Balıkçı Kenan Tesisleri’nin sahibi Kenan Balcı, geçtiğimiz haftalarda yakalandıktan sonra mumyalama işlemi tamamlanan köpekbalıklarıyla birlikte yeni yakalanan 1 ton 200 kilo ağırlığında 5 metre uzunluğundaki köpekbalığını da müzeye katılmak üzere tesislere getirdi. 16 kişilik ekip tarafından büyük bir güçlükle kamyondan indirilerek tezgaha konulan köpekbalığı tesislere gelen vatandaşların da büyük ilgisini çekti.

Basına ve vatandaşlara Türkiye’de bir ilk olan deniz canlıları müzesinin kuruluşu ve çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Balıkçı Kenan Tesisleri’nin sahibi Kenan Balcı, “Müzemizde yer alan türlerin bir bölümünün nesli tükenmiş durumda. Günümüzde denizlerimizde rastlamak pek mümkün değil. Biz burada nesli tükenmiş olan birçok deniz canlısını mumyalaştırıp ölümsüz hale getirdik. Müzemize kattığımız son deniz canlısı türleriyle birlikte yaklaşık olarak binden fazla deniz canlısı türüne ulaştık. Müzeyi kurmamızdaki amaç, vatandaşımızın yaşadığı ülkenin denizlerindeki güzellikleri görebilmesi. Ne tür deniz canlılarının denizlerde yaşadığını görebilmesini sağlamak” diye konuştu

Tarkan’ın Adli Tıp raporu açıklandı

Kanında ‘yok’ yok!
Şarkıcı Tarkan’ın kan ve idrarından alınan örneklere yapılan ’uyuşturucu’tahlilinin sonuçları belli oldu. Adli Tıp, Megastar’ın kan ve idrarında esrar, kokain ve bazı kimyasallar tespit etti.

İstanbul Narkotik Polisi’nin 26 Şubat’ta yaptığı uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Tarkan, polisteki sorgusunda uyuşturucu kullandığını kabul etmiş ve “Pişmanım” demişti. Savcılıktaki sorgusunun ardından serbest bırakılan Megastar’ın gözaltındayken test için Adli Tıp Kurumu’na gönderilen kan ve idrar örneklirinin sonucu belli oldu. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nca yapılan testlerde, Tarkan’ın kan ve idrar örneğinde esrar, kokainin etken maddesi Coca bitkisi ve bazı kimyasalların kalıntıları bulundu.

9.5 yıla kadar hapis istenebilir

Bu arada Tarkan’ın dinlemeye takılan görüşme kayıtlarında, işadamı M.E. ile uyuşturucu madde teminiyle ilgili birçok görüşmenin olduğu öğrenildi. Tarkan’a uyuşturucuyu şoförünün getirdiği de belirlendi. Savcılık görevsizlik kararında belirtilen suçlardan iddianame hazırlarsa, uyuşturucu kullandığını itiraf eden Tarkan ve aynı operasyonda gözaltına alınan 10 kişi hakkında ’birbirlerine uyuşturucu temin etmek ve kullanmak amacıyla uyuşturucu satın almak ile bulundurmak’tan 3.5-9.5 yıla kadar hapis istenebilecek.

Fobilere iğne ile son

Örümcek ve yükseklik korkusu gibi fobiler, korkmayı unutturan basit bir iğneyle tedavi edilebilecek.
Daily Telegraph’ın internet sitesinde verilen habere göre, bir grup Japon bilim adamı, beynin bazı temel korkuları yenme konusunda “yeniden programlanabileceğini” saptadı.

Korkunun öğrenilen bir şey olduğundan hareket eden bilim adamları, beynin bu hisleri ortaya çıkaran bölümünün basit bir iğne tedavisiyle etkisiz hale getirilebileceğini iddia ediyor.

Hiroşima Üniversitesinden Prof. Masayuki Yoşida, japon balıklarıyla insanlarda korkunun ortaya çıkmasıyla ilgili bölüm olan beyincik üzerinde araştırma yaptı.

Klasik şartlandırma yöntemini kullanan Yoşida, balıklara gözlerine yöneltilen ışıktan korkmayı öğretti.

Araştırmacılar daha sonra japon balığına lokal anestezide yaygın olarak kullanılan “lidocaine” maddesini zerk etti ve yeniden test yaptı. Yoşida, bu ilaçtan bir doz verilen balıkların gözlerine ışık tutulduğunda aynı korkuyu göstermediklerinin saptandığını söyledi.

Prof. Yoşida, japon balıklarının beyinlerinin insanlar da dahil memelilerinkine benzediği için, yapılacak yeni araştırmalarla insanların korkularının biyolojik ve kimyasal süreçlerinin daha iyi anlaşılabileceğini belirtti.

Günün birinde mantıksız fobilerimizin geçmişte kalabileceğini söyleyen Yoşida, “Düşünün ki örümcek, yükseklik veya uçuş korkunuz basit bir iğneyle tedavi edilebilecek. Araştırmamız bunun bir gün gerçekleşebileceğini gösteriyor” dedi.

Marmara’nın dibinde korkutan hareketlenme

Deprem tehlikesi var mı?
Yalova, Armutlu ve Gemlik çevresindeki 25 istasyonun verilerine göre, Şili’de meydana gelen deprem yer altı aktivitelerini artırdı. Küçük oranlarda artan basınç, belli bir seviyeye geldiğinde depremi tetikleyebilir.

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi (YUBAM) ile GeoForschungZentrum’a (GFZ) bağlı bilim adamları, Marmara Bölgesi’ndeki yer hareketlerini 2005′ten itibaren Yalova, Armutlu, Gemlik çevresine kurdukları deprem ağıyla inceliyor.

KOÜ YUBAM Müdürü Prof. Dr. Şerif Barış, Marmara Denizi’nin 25 deprem istasyonu ile 17 sıcak ve soğuk su ölçüm istasyonundan oluşan ”ARNET” deprem ağıyla saniye saniye izlendiğini söyledi.

İstasyonlardan birinde 100 metre derinliğe sahip kuyu içi sismometre, diğer istasyonlarda ise 15′i geniş bantlı, 10′u kısa periyotlu sismometreler bulunuyor.

Prof. Dr. Barış, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de hiçbir yer bu kadar sık ve fazla istasyon ağıyla izlenmiyor. Söz konusu bölgede 2005′den bu güne kadar gözlemlediğimiz anormal bir etkinlik söz konusu değil, depremi çağrıştırabilecek bulgular yok. Ancak depremin tetiklenmesiyle ilgili çok önemli başka bulgular var. Araştırmalarımızda, depremlerin çok uzak yerlerde meydana gelse dahi bu bölgedeki yer altı sularında basıncını artırdığını belirledik. Bu değişimi 5.2 büyüklüğündeki Manyas ve Gemlik depremleri ile Ortadoğu, Uzak Doğu’da yakın zamanlarda meydana gelen, son olarak da Şili’de yaşanan depreminin ardından 100 metre derinliğindeki kuyuda yaptığımız incelemede gördük.

Söz konusu değişimler Japon ve Amerikalı bilim adamları tarafından da tespit edildi ve bu bulgular önemli bilim dergilerinde yayımlandı.

Uzak depremler yer içerisinde belli bölgelerdeki su basıncını küçük oranlarda artırıyor ve sabit kalıyor. Bu basınç belli bir seviyeye geldiğinde depremi tetikleyebilir. Bunun fiziğini anlamaya çalışıyoruz. Ancak bunun, depremi doğrudan tetikleyen deprem dalgasıyla karıştırılmaması gerekir.”

50-60 FARKLI BELİRTİ VAR
Prof. Dr. Barış, deprem öncesi yerkürede bazı fiziksel, kimyasal ve coğrafi değişimler meydana gelebildiğini, yer altı sularında basınç, ısı, içerik ve iletkenlikte farklılaşmalar görülebildiğini, sismolojik açıdan küçük ve öncü depremlerin sayısında artış, yer kabuğunda alçalma ya da yükselme gibi 50-60 farklı parametrenin değişebildiğini bildirdi.

Deprem sırasında bu parametreden bazılarının görülebildiğine, parametrelerin tiplerinin ise tektonik rejimlere bağlı olarak farklı özellik gösterebildiğine dikkati çeken Barış, şunları söyledi:

”Örneğin depremlerden önce bazen yer altı su seviyesi yükselir, bazen de alçalır, bazen yeni kaynaklar türer, bazen de mevcut kaynaklar kurur ya da debisi azalır. En yakın örnek 17 Ağustos Marmara depreminde yaşandı. Bu depremden bir hafta önce Yalova Termal’de ana kaynağın 100 metre ötesinde yeni bir sıcak su kaynağı ortaya çıktı.

Yer altı su kaynağının kokusu, içeriği, elektrik iletkenliği değişebilir ama bunların hepsi bir arada her depremde görülmeyebilir. Biz ARNET ağı üzerindeki kaplıcalarda, yer altı sularında ve açılmış özel kuyularda bu parametreleri ölçüyoruz.”

HANGİ FAY KOLU KIRILIR?
Prof. Dr. Şerif Barış, 17 Ağustos Marmara depreminde halen tartışmalı olsa da Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova’nın Altınova ilçesi Hersek Burnu civarına kadar kırıldığını, bu nedenle Hersek Burnu’nun doğusunda söz konusu fay üzerinde en az 150-200 yıl bu büyüklükte deprem olmayacağını söyledi.

Kuzey Anadolu fayının Marmara Bölgesi’nde farklı kollara ayrıldığını, bu bölgede beklenen depremin hangi kolda olacağının tartışıldığını belirten Barış, şöyle devam etti:

”Tartışılan deprem Marmara Denizi’nde adaların önünden geçen kuzey kolda mı, Armutlu’nun önündeki kolda mı, Gemlik’te mi, İznik’te mi olacağıdır, bu belli değil. Amacımız bu kolları sürekli gözleyerek ‘herhangi bir değişim, deprem olabilecek öncü bulgular var mı, bu kollarda olabilecek deprem, beklenen büyük İstanbul depremine yol açar mı?’ sorularına cevap aramaktır.

Kırılmanın kollardan birinde olması durumunda bunun İstanbul’u ne oranda etkileyeceğinin depremin oluş yeri ve mekanizmasına, yaratacağı ivmeye, fayın derinliğine, fayın kırılacak bölümüne göre değişir.

Adaların önünden geçen fay kırılırsa İstanbul farklı etkilenir, Armutlu’nun önünden, Tekirdağ’dan geçen fay kırılırsa farklı etkilenir. Tartışılan kol hep Adaların önünden geçen kuzey kol, ama bunu kimse bilemez, depremin hangi kolda olacağı tamamen varsayımdır. Adaların önünden geçen fayda kırılma olması halinde İstanbul’a etkisini, depremin derinliği, oluş mekanizması ve yırtılma hızı belirleyecektir.”

Seven insan kıskanır mı?

Uzmanlar ne diyor?
İlişkinin ilk günlerinde, sevgiliniz sizi kıskanıyorsa “Beni ne kadar çok seviyor” diye düşünürsünüz. Bu kıskançlık, özgürlüklerinizi kısıtlayan bir boyuta geldiğindeyse korkmaya başlar ve sevgilinizden uzaklaşırsınız. Kıskançlık denilen duygunun, ince bir çizgi olduğunu bilmek gerekiyor. Çizgiyi geçtiğinizde, düşeceğinizi unutmamalı, sürekli çizgi üzerinde ilişkinizi sürdürmeye özen göstermelisiniz.

Azı karar, çoğu zarar

Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hilmi Yazıcı, kıskançlığı tanımlarken şöyle diyor, “Bir insanı sevmek, ona bağlanmak ve tutkuyla aşık olmak, insanın hayatı boyunca tecrübe edebileceği en müstesna duygudur. İnsan sevdiği kişiye tüm varlığıyla kendini yatırır. Onu kaybetmek ya da onun tarafından reddedilme olasılığı büyük bir kaygı kaynağıdır. Bu açıdan bakıldığında, kıskançlık sevginin bir işareti olabilir. Sağlıklı birey, bu duyguların farkındadır ve kıskançlığı yönetir. Kıskanma, bu düzeylerdeyken ilişki için tatlı bir oyun gibidir. Çiftleri hoşnut bile edebilir. İnsana karşısındaki için vazgeçilmez olduğunu düşündürür ve memnuniyet oluşturabilir.”

Kadın ve erkek farklı kıskanır

Yazıcı’ya göre kadınların ve erkeklerin kıskançlık deneyimleri içerik olarak bazı farklar gösteriyor. Kadınlar, kendi güvencelerini kaybetme korkusuyla hareket ederken, erkekler durumu bilinçaltında, kendi soylarının devamına bir tehdit gibi algılayabiliyor. Bu bakımdan kıskançlık çoğu durumlarda erkeklerde daha agresif tepkilerin doğmasına zemin hazırlıyor.

Kendine güven ve kıskançlık

Sevdiği insanın üzerinde, diğerlerinin ilgisine tanık olmak birçok durumda, hiç kimsenin hoşuna gitmez. Ancak bilinçaltında temel güven duygusu ve özsaygısı yeteri kadar gelişmemiş insanlar, bu korkuları hastalıklı düzeyde yaşayabilir. Kişi, kendine olan güvensizlik ya da yetersizlik duygularını ifade edemez ve psikolojide “yansıtma” olarak tanımlanan bir savunma mekanizmasını harekete geçirir. Dr. Ali Hilmi Yazıcı, yansıtma savunmasını şöyle açıklıyor: “Yansıtma savunmasında, kişi karşısındaki güvenilmez olmakla huzursuz bir yaşantıyı getirir. Bu huzursuzluk da, diğer insanın yaşamını çekilmez duruma sokar ve ilişki zedelenmeye başlar. Bu bir kısır döngüdür. İlişkisi kötüleşmeye başlayan birey, daha fazla güven kaybı içine girer ve dolayısıyla kıskançlık duyguları daha da fazlalaşır.”

Kıskançlık ne zaman tehlikeli olmaya başlar?

Rahatsızlık derecesinde kıskançlıkta kişi, duygu ve düşüncelerine aşırı zaman ayırır. Birey, neredeyse tüm zamanında, takıldığı kuşkulu düşüncelerin etkisiyle yaşamaya başlar. Aşk ilişkilerinde kişiler, karşısındakinden makul olanın çok ötesinde taleplerde bulunur. Kısıtlama, sosyal engelleme en çok görülen durumlardır.Hem kaygı uyandıran hem de alıkonulamayan düşünceler “obsesyon” olarak nitelendirilir. Kıskançlık, erken evrelerde bir tür fobik-obsesif düşünce olarak kendini gösterebilir. Zihni sürekli kurcalayan ve korku duygularıyla birleşince giderek pekişen bir zihin uğraşı haline gelir. Olumsuz duygular, kişiye daha çok denetleme ihtiyacı getirir. Takip etme, cep telefonlarını karıştırma ve gereksiz yere sevdiği insanı sınama girişimleri görülebilir. Bu evrelerde, iyi iletişim kurulması ve kimi zaman çiftlerin tedavileri olumlu sonuç verir.

“Aşırıya kaçarsa tehlikelidir kıskançlık. İlişkinin ilk zamanlarında hoşa giden bir oyunken, ilerleyen yıllarda özgürlükleri kısıtlayan bir düşmana dönüşür. İki kişi arasında güvensizliğin çoğalması, ilişkilerin sonlanmasına neden olur!”

Rahatsız ediyorsa, sevgi değildir

Kıskançlık probleminin, nasıl bir sorun olduğunun öncelikle tespit edilmesi gerekir. Eğer insanların yaşam kalitesini ve huzurunu bozuyorsa, erken evrelerde bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmak gerekir. Çoğu kez “Beni sevdiği için kıskanıyor” şeklinde yorumlarla, sorun ihmal edilir. Rahatsızlık düzeyinde kıskançlık, asla sevginin bir işareti olamaz. Tüm psikiyatrik rahatsızlıklar çok faktörlü zeminde gelişir. İnsanın beyin kimsayıs içinde yaşanılan kültürel ortam ve kişilik özellikleri birlikte etkili olur. Özellikle geleneksel doğu toplumlarında kıskançlık, çok daha sarsıcı bireysel ve sosyal sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Aşırı kıskançlık tedavisiz düzelmez

Evlenmeden önce sevgilisinin sağlıksız kıskançlıklarına maruz kalan insanlar, evlenince bunun düzeleceği kanısına kapılabilir. Fakat özellikle paranoya noktasına gelmiş kıskançlık problemleri, tedavi olmadan düzelmez; hatta bazı durumlarda tedaviler bile yetersiz kalabilir.

Çizgiyi aşmayın!

Hastalık düzeyinde kıskançlık, sevginin işareti değil, sevginin düşmanıdır! Yersiz güvensizlikler kalp kırıklıklarına, korku dolu bir hayata ve birçok ailenin dağılmasına neden oluyor.

Son nokta!

Problem daha da ilerlerse, kıskançlık bir hezeyan haline gelebilir. Akılcı ve gerçekçi tartışmalarla değiştirilemez. Seyrek olarak görülen, hezeyanlarla, karakterize paranoya rahatsızlığında, kişinin karşısındakine ve kendisine zarar verme olasılığı vardır. Bu durumlarda ciddi ve düzenli psikiyatrik tedavi gerekir. Bazen ilaç tedavileri ve hastaneye yatışın gerekli olduğu klinik durumlar oluşabilir. Paranoid bozukluk olarak görülen kıskançlık sendromunda tedavi güçtür ve kadın-erkek ilişkilerinin sürdürülmesi imkansız hale gelebilir.

Erkeğin ‘delirten’ 16 özelliği

İşte erkeklerde hiç hoşlanılmayan özellikler
İngiliz The Times Gazetesi, bir okuyucu anketi yaparak kadınların, erkeklerde hiç hoşlanılmayan özelliklerini sıraladı. İşte hemen hemen her erkekte bulunan ve kadınları çileden çıkaran erkek özelliklerinin ‘küçük bir listesi’…
Erkeğin ‘delirten’ 16 özelliği

1. Tümev işlerinin kadınlara ait olduğunu düşünürler.

2. Yaptıkları en ufak bir iş için şükran beklerler.

3. Nostril sendromları: Kendi vücutlarından gelen hiçbir kötü kokuyu almazlar, ama kadınlardaki en ufak kokuyu anında hissederler.

4. Kadın sadece doğası gereği bir şeylerden dert yanarken, erkek hemen çözümünü bulur! Kimi zaman kadının sadece şikâyet etmek istediğini anlamazlar.

5. Bir sonraki haftanın sonrasına dair plan yapma yetenekleri yoktur.

6. Önemli tarihleri sürekli unuturlar.

7. Hayatlarındaki kadının arkadaşlarının eşleri ve onların çocuklarının isimlerini hep yanlış hatırlarlar.

8. Tam yatağa gidecekken, televizyon ya da bilgisayarda oyalanacak bir şeyler bulurlar.

9. Bazı ünlü kadın yıldızların güzelliğinin yüzde 100 doğal olduğuna canıgönülden inanırlar.

10. Burunlarını temizlerken bile yüksek ses çıkarırlar.

11. Kendileri için olmadığı sürece alışverişe tahammülleri yoktur.

12. Tuvalette saatler geçirirler.

13. Trafik kurallarının başkaları için yaratıldığını düşünürler.

14. Topluluk içinde rahatça geğirirler ve bununla gurur duyarlar.

15. Yatağı asla toplamazlar.

16. Annelerine taparlar.